22 Ağustos 2019 Perşembe

Gazeteci Yazar Rifat Yüce



 Rifat Yüce doğduğu köyde (Çakmaklar)


Rifat Yüce köyünün çocuklarını İzmit'i ziyarete gelen Atatürk'ü karşılamaya götürdüğü gün...






Bu blogda İzmit’in değerli ancak artık unutulmuş kişilerinden de kayda geçmesi açısından bahsetmek isterim. İşte bunlardan biri de Rifat Yüce, nam-ı diğer Yüce Bey. İzmit’in Kurtuluş Savaşı dönemindeki ileri gelenlerinden, çevresini de aydınlatmayı görev bilen aydınlarından. Hoca, tüccar ve yerel gazete sahibi. Hocalığı İstanbul’da bir medresenin mezunu olmasından ileri geliyor. Kocaeli Tarih ve Rehberi adlı hacimli kitabın da yazarı.
Kocaeli Tarih ve Rehberi adından anlaşılacağı gibi Kocaeli’nin ve o zamanlar aynı il sınırları içinde olan Sakarya’nın ilkçağdan başlayarak tarihini ele alır. Yazarın bizzat şahit olduğu Kurtuluş Savaşı dönemini ayrıntılarıyla inceler. Taa 1945’te ilk ve (bildiğim kadarıyla) son defa basılan bu kitap Kocaeli ve civarının en eski ve kapsamlı tarih kitabıdır. Basıldığı yer Türkyolu Bizimşehir matbaası. (Bu matbaanın adı size bir yerden tanıdık geldi mi? Varlık dergisi sürekli yazarlarından Naci Girginsoy bunun ünlü Amerikalı yazar Edward Albee’nin oyunu Our Town’dan geldiğini çıtlatmıştı bendenize. Naci Girginsoy, Avni Öztüre ile birlikte Bizimşehir adlı bir de dergi çıkardı. Naci Bey’i de bir başka yazıda anlatmak isterim. Hikayesi olan insanlardandı.)
Rifat Yüce bu kitabın 18 yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu söyler önsözünde. Kocaeli tarihinden sonra “Osmanlıların son zamanlarında Kocaeli’de olup bitenlerden bilhassa içinde bulunduklarımı ve yakinen bildiklerimi ve Cumhuriyet devrine geçerken, Milli Mücadelede halkın kurtuluş yolunda nasıl çalıştıklarını izah” ettiğini belirtir. Kitabın en önemli yanı birtakım tarihi kanıtlara dayanılarak Kocaeli yöresinin Bizanstan da eski halklarının Türkler olduğunu öne sürmesidir. Bu uzun araştırmalara ve birinci elden anılara dayanan kitabın bence mutlaka yeni baskısı yapılmalıdır.
Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam adlı kitabında Rifat Yüce’ye ve sözü geçen kitabına şöyle değiniyor: “Milli Mücadele döneminde Geyve Boğazı’nın geçilmezliğini, Rifat Yüce güzel bir cümleyle ifade etmiştir: “Geyve Boğazı’ndan zorla geçen bir şey varsa, o da Sakarya Nehri’nin bulanık sularıdır” (Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam, c. I, III. baskı, İstanbul 1973, s. 155. Kocaeli Tarih…, s. 97.)
İzmit’in orta yerinde küçücük bir cami olan Tepecik Camii’nin hemen yanında Rıfat Yüce’nin ailesinin evleri bulunuyordu. İki kızı ve bir oğlu vardı. Büyük kızının evi ise sanırım Erkek Sanat Okulu’nun karşısındaki sokaktaydı. Kendisi o sıralar hayatta olmamakla birlikte çocukluğumda bir vesileyle bu evi ziyaret ettiğimi anımsıyorum. Pencereleri jaluzili, büyük bir bahçe içinde ve iki katlı bir evdi. Bu tanışıklığın sebeplerinden biri Rifat Yüce’nin ailemizdeki adıyla Yüce Bey’in babamın eğitimine önayak olmasıdır. Hayırseverliğine birçok İzmitli yakından şahittir zaten. Örneğin kendi adını taşıyan bir köy okulu kazandırmış memleketine. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Kandıra’nın o zamanki ilk köy ilkokullarından biridir bu okul. (Çandı tabir edilen geçme tahtalardan yapılmış Karadeniz’e özgü bir stille inşa edilmiş bir caminin yanıbaşındadır bu taş duvarlı ilkokul. Osmanlı ahşap camisi ve Cumhuriyetin taş ilkokulu, şimdi her ikisi de harap durumda ne yazık ki.)
Rıfa Yüce adı geçen kitabında bahsettiği gibi 150’liklerdendir. Yani Malta sürgünüdür. Sürgün dönüşü Ankara hükümetinin yanında yer almıştı. Prof. Dr. Sabahattin Özel Milli Mücadelede İzmit-Adapazarı ve Atatürk adlı kitabında (Derin Yayınları, 2005) Rifat Yüce’nin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yönetim kuruluna seçilişini şöyle anlatıyor:
“1922 Temmuz’unda İzmit’te Müdafaa-i Hukuk seçimleri yenilendi. …Seçimleri kazanan adaylar ve aldıkları oylar şöyleydi:…Tüccardan Hoca Rıfat Efendi (Yüce) 31 oy…” (agy, sayfa 45). Ayrıca yine paralel çalışmalarda bulunan Türk Varlığı cemiyetinin umumi katipliğini de yapmıştı (agy, sayfa 44).
İzmit kültürüne çıkardığı gazete ve yayımladığı kitaplarla katkıda bulanan bu hayırsever ve aydın insanı rahmetle anıyorum.
Bu yazının diğer yayınları:


Hiç yorum yok: