8 Aralık 2007 Cumartesi

KIRIK AYNALAR





Paramparça bir aynadır bu coğrafya. Her parçasında bizden birşeyler yansır. Acılarımız bizi bize gösteren aynanın paramparça oluşundandır.

Oysa hep aynı yağmurda yıkanmış, hep aynı rüzgarda serinlemiş toprakların çocukları aynanın ayrı parçalarına yansımışız. Kırık olmasa ayna, bizi çoğaltacak elbet. Değil mi ki çeşitlilik zenginliktir. Ne zaman ki ayna bütünlenir, o zaman biz, gerçekten biz oluruz. İşte bunun için ötekini anlamak, ötekine kulak asmak gerek. Ötekini anladığımızda temel benzerlikleri de görebiliriz; farklılıklarla bir arada yaşayabileceğimizi de anlarız. Binlerce yıl beraber ve yan yana yaşamanın ürünü olarak karşılıklı ve kaçınılmaz biçimde dini-dili farklı da olsa, yek diğerini etkilemiş ve beslemiştir bu toprağın insanları.

Bu ayna konusuna nereden mi daldım? Bir sergi nedeniyle... Fransa’daki yüz akı temsilcilerimizden, yılların Sipa Press fotoğrafçısı Mesut Tufan, Avrupa’nın ünlü kültür televizyonu Arte kanalında ve nihayet İstanbul’da Avrupa’nın Müslümanlarını ve Orta Doğu’nun Hristiyanlarını ele alıyor, çektiği fotoğraflar, yaptığı film* ve sergileriyle... İstanbul’da izleme şansı bulduğum sergisinde**, Balkanlar ve Orta Doğu’da barış girişimlerinin başını çeken bazı sıra dışı kişilikleri ve onların söylemlerini sunuyor izleyicisine. Coğrafi duraklar arasında Saraybosna, Kosova, Makedonya, Arnavutluk, İstanbul, Mardin, Lübnan, İsrail ve Filistin’e bütün eski Osmanlı toprakları var...

Dinin bazen etnik farkların bile önüne geçtiğini gösteriyor Mesut Tufan. Oysa din aynı zamanda barış için bir şans da oluşturabilir. İstenirse. Bize bunu göstermek istiyor en çok ve şunları söylüyor Mesut Tufan:

“Kimlik savaşlarını, ötekileşmeyi ruhunda yaşamış olanları, bu çatışmalarda savaşmış olanları gördüm. Sorunları bir yerde aşabilenler sadece ötekini anlamaya çalışmış, kendini onun da yerine koyabilmiş, Müslüman, Hıristiyan, Yahudi olsun “düşman”ına kulağını, yüreğini açmış, onu anlamaya çalışanlar gördüm. İnsan’ın, insanlığın her değerden, her şeyden üstün olduğunu ve kim olursa olsun insana saygı, insana sevgi göstermeden Tanrı’ya da saygı ve sevgi duyulamayacağını savunan din adamları ve buna inananları tanıdım. Kırık Aynalar’ın mesajı, sevgi olmadan bu dünyanın dönemeyeceğidir; hiçbir dinin özünde kan, kin, düşmanlık telkin edemeyeceği, bunu savunanların gerçekten uzak olduklarıdır. Eğer inanç tanrı içinse, o zaman O’nun yolunu takip etmenin insanlarınkinin peşinden gitmekten daha doğru olacağıdır...”

Hepimiz geçmişin yükünü sırtlamışız. Bu yüzden insan kendi yakın çevresinin, giderek ülkesinin kırık aynalarındaki diğer yüzlere yaklaşmakta zorlanabilir de... Çeşitlilik zenginliktir diye düşünse bile... O zaman yapmamız gereken yakın/uzak başka coğrafyalara bakmak... Bu sorunların yalnızca bizim başımızda olmadığını görmek, bize bir çıkış yolu vaat edebilir belki. Ötekini yok etmek kendimizin bir parçasını yok etmek aynı zamanda. Öyle değil mi?


* Mesut Tufan’ın bu konudaki son belgesel filmi Fransız-Alman kültür kanalı ARTE’de 1 Aralık 2006’da gösterildi. Bu film bir Avrupa Müslümanı ile bir Orta Doğu Hristiyanı’nın karşılıklı bakışlarını ele alıyordu.

**Kırık Aynalar sergisi 25.11.2007-15.12.2007 İstanbul Tophane, Tütün Deposu’nda.




Açılışta Muammer Ketencoğlu akordeonuyla minik bir konser verdi.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Sağol, teşekkürler canım, galiba bu akşam görüşeceğiz
Raffi

Ruksan dedi ki...

çok güzel yazmışsın şefikacığım, eline sağlık.RT

B5 dedi ki...

Yazi hem gercek, hem de gercekten cok iyi yazilmis.
Kac kisiye bunu anlatabiliriz acaba...

Bir reklam vardi o geldi aklima: Gandi dev ekranda farkli ulkelerin kalabaligina konusuyordu. Reklam da -eger bu teknoloji o zaman olsa dünya bugün farkli olur muydu- gibisinden bir sey söylüyordu. Ya da ben öyle hatirlamak istiyorum. :)

Hosgörü sonradan ögretilebilir mi acaba?

ERDIL dedi ki...

Sefika kardesimin Bayramini ailecek kutlar.Sihhat,huzur,mutluluklar ailenizin üzerinde olsun.
Sevgilerle.